Uzmanlar Öneriyor: Konu Satırı 10 Kelimeyi Geçmemeli
Bazı e-maillerin konu açıklamalarını görüyoruz sanki bir paragraf uzunluğunda ve direk e-mail içeriği o kısma yapışıtırılmış gibi. E-mail pazarlamacılığı (mailing de denebiliyor) günlük olarak çok tercih edildiği için süreklilikten dolayı içerik kısımları da özensiz bir şekilde hazırlanabiliyor ve bu durum maillerin okunma ihtimalini azaltabiliyor.
Bu durumu lehimize çevirmek için öncelikle okuyucuyu maili açmaya teşvik edebilecek az ve öz bir konu satırı kullanabiliriz. Örneğin;
“Hala Ürünümüzü Denemedin mi? “
“Ücretsiz Üyelik Fırsatından Yararlanın”
“Sevdiğin işi yapmıyor musun ? Sertifika edin”
Okuyucuyu biraz daha okumaya teşvik edici ve mümkün olduğunca samimi gelecek ama profesyonelliği de koruyacak bir konu satırı ile tıklanma oranını arttırabiliriz. Bu şekilde e-mail pazarlama stratejimizi hedeflediğimiz noktaya ulaştırabiliriz, hem de emeklerimiz boşa gitmez.
Uzun Paragraflara Sakatlık Şoku: Artık Maillerde Oynayamayacaklar
Okuyucuyla Aynı Dünyanın İnsanları Olmak
E-posta pazarlamacılığında belki de en büyük hatalardan biri de okuyucunun almak istediği şeyi empati edememektir. Örneğin; okuyucu sizin e-maillerinize abone oldu, sizin tarafınızdan da belirli aralıklarla e-mailler gelmeye başladı. Fakat görüyor ki e-mailleriniz hedefleri okuyucunun hedefiyle örtüşmüyor. O sizden birtakım bilgiler öğrenmeye çalışırken, siz ona bir şeyler satmaya çalışıyorsunuz. O sizden sadece faydalanmaya çalışıyor, siz ondan maddi olarak faydalanmaya çalışıyorsunuz.
En başta okuyucuya şirkete duyacağı güveni temin etmek, ileride şirket olarak hedeflemek istediğiniz şeylere ulaşmaya daha çok yakınlaştırır. Öncelikle kullanıcıyı kazanmak, şirketinizin profesyonelliğine inandırmak daha sonradan okuyucunun ürünlerinize ilgi duymasını sağlayabilir. Bu sebeple okuyucu tarafında nabza göre şerbet vermek başarılı bir strateji olabilir.
“Şablonlar” ile Artık Herşey Daha Kolay
Doğru bir e-mail için samimi bir dilin önemli olacağını söylemiştik ama her okuyucuya ayrı bir samimi dil kullanmak hem pazarlama stratejimizi zaman bakımından ciddi şekilde yavaşlatır hem de okuyucuları birbirinden ayırmış bulunuruz. Bir mailde “sayın okuyucu”, bir mailde “sevgili okuyucu” kullanmak, okuyucuların bu durumu negatif olarak sorgulamasına neden olabilir:
“Bana sayın denmiş sana sevgili denmiş, neden bizi bu şekilde ayırdı?”
Önceden oluşturulacak, kişiye özel değil de genele özel (hatta hedefleme stratejinize özel de diyebiliriz) bir metin şablonu ve vizyonunuzu gösteren bir metin içeriği size hem profesyonellik katıp hem de hatırı sayılır bir zaman kazandırabilir.
“Kadıköy Diye Gelmiştim Ben Ama, Neredeyim Şuan?”
İyi bir konu satırı hazırladık, okuyucu mailimize tıkladı, içeriğimizi okudu. Hedefimize ulaşmaya başladı, okuyucu maildeki bağlantıya (link) tıkladı, buraya kadar herşey iyi güzel. Fakat bir baktı ki hedeflemek istediğimiz yer değil de direk web sitemizin ana sayfasına yönlendi. Sizce yanlış olan nokta sonra okuyucu ilgisini çeken şeyi bir web sitesi yığınının içinde bulmasına mı sürüklemek yoksa okuyucuya doğru bağlantı vermeyerek hedefimizi mi sekteye uğratmak?
Bir ürün mü satmak istiyoruz veya bir etkinlik duyurusu mu yapmak istiyoruz ?
Okuyucuyu direk o ürünün satışının gerçekleştiği web sayfasına yönlendirmeliyiz. Direk ana sayfaya yönlendirip, okuyucunun o sayfayı web sitesinin menüleri arasından buldurmaya çalışmak, okuyucuya büyük bir eziyet olur. Daha sonradan kulaklarınız çınlayabilir 🙂